Pour réagir à cet article, cliquez ici
|
17 avril 2005
|
Amerikan İstihbarat örgütü CIA’nin Langleydeki merkezinde kapısında “Toplumsal incelemeler merkezi” yazan bir departman bulunur. Tabi toplumsal inceleme lafı işin maskesidir bu merkezin esas görevi ülkelerin kaşınacak hassas noktalarını bulmak ve gerektiği zaman nerelerin hangi yöntemlerle kaşınarak Amerikanın siyasi çıkarlarına uygun toplumsal patlamalar veya iç savaşlar çıkarılabileceğini araştırmaktır. Bu departman bünyesinde değişik Amerikan üniversitelerinde sosyoloji,psikoloji,arkeoloji gibi dallarda akademisyen kisvesinde görev yapan elemanlar çalışmaktadır. Bu kişiler tüm dünyada bilimsel araştırma görünümü altında çok detaylı araştırmalar yaparlar. Mesela arkeolog görüntüsü altında gittikleri ülkelerin kırsal kesimlerinde dolaşarak o bölge insanının profillerini çıkarır daha sonrada yerden birkaç taş toplayarak “çalışmamız bitti,sağ olun” diyerek ülkelerine dönerler. Ya da anket çalışmaları adı altında o ülkedeki insanların dinsel,etnik ve ekonomik verilerini toplayarak hangi problemlerin çatışma çıkarabileceğini belirlemeye çalışırlar.
CIA merkezindeki “Toplumsal incelemeler merkezine” tüm bu veriler toplanarak her ülke hatta en ufak etnik gruplara kadar detaylı dosyalarda tasnif edilir. Bu dosyalardaki veriler göz önüne alınarak operasyon planları hazırlanır ve zamanı geldiğinde uygulanmak üzere arşivlenir. Bu operasyon planları her sene eklenen yeni bilgiler doğrultusunda güncellenirler. Bunun dışında CIA’nin operatif birimleri de o ülkede bu çeşit operasyonlarda kullanabilecekleri kişi veya sivil toplum örgütlerini belirler. Uygun görülen kişiler çeşitli şekillerde devşirilirler. Devşirme işleminde o kişinin zaafları kullanılır. Bu zaaflar para,seks veya ideolojik saplantılar olabilir. Bunun dışında gene uygun görülen sivil toplum örgütlerine de sızılarak yönetimleri ele geçirilir. Eğer uygun bir örgüt bulunamamışsa sıfırdan kurulur. Bu sebeplerle istihbarat örgütlerinin en rahat çalıştıkları ülkeler demokratik ülkelerdir.
Tüm faktörler hazırlandıktan sonra Amerikan idaresinin yeşil ışığı beklenir. Eğer yeşil ışık verilirse hedef ülkeyle ilgili operasyon planı uygulamaya konur. Konuyu daha somut anlatabilmek için hayali bir senaryo örneği vereceğim. Diyelim ki Amerikanın çıkarları için çok kritik bir askeri üssün kullanımına o ülkenin “derin” unsuları karşı çıktığı için aslında Amerikan taraftarı hükümeti Amerika’ya verdiği sözleri yerine getirememiş olsun. Beyaz Saray ülkenin “derin” unsurlarını ikna etmek için bir gözdağı vermeye karar versin. CIA bu ülkeyle alakalı bir “uyarı” operasyon planını raftan indirerek hemen uygulamaya sokar. Buna göre ülkenin “etnik” bir sorunu vardır. Bu sorunun kaşınması için konuya sosyolojik olarak en duyarlı “iller” hedef olarak seçilir. Önce tüm ülkenin en değer verdiği “sembollerden” birine saldırı gerçekleştirilir. Sembole saldırıya sessiz kalamayacak kesimler doğal olarak tepki gösterirler. Bu saldırının hemen arkasından ülkenin etnik çoğunluğunun yoğun olduğu ve psikolojik olarak hassas oldukları belirlenen bölgelere önceden ayarlanmış ve CIA tarafından yönlendirilen bir sivil toplum örgütüne mensup kişiler gönderilerek “tahrik” eylemleri yapılır.
Sembollerine saldırılmasıyla zaten yeterince kızdırılmış kitleler bir de bu açık tahrik eylemlerine sert tepkiler gösterirler. Operasyonun birinci aşamasında eğer gerekli sonuç alınmamışsa yani bu ülkenin derin unsurları “üs” konusunda ikna edilememişse ikinci aşamaya geçilir. İkinci aşamada aynı tahrikler bu sefer azınlık oldukları söylenen etnik kesime yönelik gerçekleşir. İlgili ülkenin “derin” unsurları eğer ikinci aşamayı önceden kestirip tedbir almazlarsa üçüncü aşamanın iç savaş olduğunu bilirler ve bir anda ikna oluverirler. Evet sanırım senaryoyla anlatınca konu kafalarda daha iyi netleşmiştir. Zaten en karışık konular bile örnek senaryolar sayesinde daha iyi açıklanabilir. Bilmem anlatabildim mi ?
Sevgilerimle
Serdar Kuru
|