Pour réagir à cet article, cliquez ici
|
28 avril 2005
|
Yunanlılar gerçekten çok komik insanlar. Yunanlılardan başka hangi millet Ege Denizinin ortasında üzerine martıların bile konmaya üşendiği bir kaya parçasına bayrak dikip sanki çok büyük bir fetih yapmış gibi televizyonda gösterir dersiniz. Bu çocukça hareketleri yüzünden hatırlarsanız neredeyse ufacık bir kaya parçası için savaşa girecektik. Eğer bir savaş olsaydı herhalde tarihçiler bu savaşın nedenini yazarken çok güleceklerdi. Düşünsenize birkaç Yunanlı işgüzar bir kayaya bayrak diker,hemen ardından bunu televizyonlarında yayınlar. Türkiye adaya hücumbot gönderir, Yunanistan da gönderir. Türkiye adaya uçak gönderir,onlar da gönderir. Bir de bakmışsınız birkaç saate iki ülke ordusu tam tekmil bir kaya parçasının başına toplanmış savaşıyorlar. Çocukla çocuk olunmaz derler ya bence bizim için en güvenli davranış Yunanla Yunan olmamak.
Yunanlıların kafası biraz acaip çalışır. Önce krallık kurmuşlar sonra sıkılmış demokrasiye geçmişler takiben gene usanıp kralı geri getirmiş ve ardından yine demokrasiye geçmişlerdir. Nüfusları adaları da sayarsanız taş çatlasa 11 milyondur ama kendilerini hala Bizans imparatorluğu falan sanırlar bu yüzden de başta Türkiye tüm komşularıyla sorunları vardır. Hepsinden de toprak isterler. Küçücük bir devletin tüm etrafındaki ülkelerle toprak sorunları olması ilk bakışta deli saçması gibi geliyor ama Yunan mantığından bakarsanız hiç de öyle değildir. Özellikle de kuruluşunuzdan bu yana edindiğiniz toprakların büyük çoğunluğunu savaşmadan masa başında yapılan anlaşmalarla kazanmayı başarmışsanız. Yunanlılar sırtlarını Avrupa’ya dayayıp rahat bir yaşam sürer. Yunanistan da çalışma hayatı öğleden sonra saat 14.00 dediniz mi biter. Avrupa sayesinde bu kadar az çalışıp bu kadar rahat yaşayabildikleri içinde Türkiye’yle uğraşmayı milli spor haline getirmişlerdir. Tek tek ele alırsanız aslında son derece bize benzerler mesela bir Yunanlıyla bire bir çok iyi anlaşabilirsiniz ama yanına ikinci bir Yunanlı gelince adamlar aniden değişip sizin Türk olduğunuzu hatırlarlar ve taa 1453’ten itibaren size tarih dersi vermeye girişirler. İnanılmaz ama çoğu Yunanlı sanki İstanbul dün fethedilmiş gibi içinde size karşı bir eziklik duyar. Yunanlıların bir diğer özelliği de para kazanmayı iyi bilmeleridir özellikle kolay para kazanmayı. Mesela Akropolis ve Parthenon gibi tarihi kalıntıları Avrupa Birliğine pazarlayıp “bunlar Avrupa’nın geçmişidir hep beraber korumamız gerek bastırın bakalım paraları” demişler daha sonrada oralara göstermelik birkaç atölye kurup geri kalan parayı ceplerine atmışlardır. Atina da yapılan Olimpiyatlarda da uyanıklık yapmışlar ve Avrupa Birliğine“şehrimizde çok sokak köpeği var ve bir Avrupa Birliği üyesi olarak dünyaya kötü reklam olacağız, bunların medeni bir şekilde toplanıp ıslah edilmeleri gerek” diyerek bir ton para koparmışlar daha sonra ıslah edeceklerini söyledikleri sokak köpeklerini katliamdan geçirip Avrupa’nın parasını gene cebe atmışlardır. İşte size biz Türkler her gün deli gibi çalışırken Yunanlıların az çalışıp çok kazanmalarının sırrı.
Yunanlılar tarihe de oldukça farklı bakarlar. Örnek olarak Kurtuluş savaşında Türk ordusu önünden kaçarak İzmir’de denize dökülmelerini Yunan tarih kitapları “Askerlik tarihinin en muhteşem geri çekilme operasyonu” olarak anlatır. Haksız da değillerdir öyle hızlı kaçmışlardır (pardon geri çekilmişlerdir) ki rahmetli dedemler atlarını çatlatana kadar sürdükleri halde yayan kaçan Yunan askerlerine bir türlü yetişememişler, artık nasıl hızlı “geri çekildiklerini” siz anlayın. Yunanlılar aslında bizim her yaptığımıza da sinir olurlar. “Yunan” dememiz bile onları delirtir çünkü onlara tüm dünyada Grek yada Helen derler ama biz Yunan deriz. Yunan kelimesi de Ege Bölgesinde antik çağda hüküm sürmüş İonya devletinden gelir. Kısaca Yunanlılar Türklerin kendilerine Yunan demesinden bile hoşlanmazlar. Şimdi ben acizane derim ki böyle acayip bir milletin hareketlerini ciddiye alıp kendimizi hiç yormayalım. Önlemlerimizi alalım tabii ama fazla da sinirlenmeyelim çünkü Türklere düşman olmak bile belli ölçüde ciddiyet gerektirir. 11 milyonluk bir ülke olarak 80 milyonluk bir ülkeye galip geleceğini sanan ve 21. yüzyılda hala kendini Doğu Roma İmparatorluğunun varisçisi olarak görebilen bir zihniyeti ciddiye almaya hiç değmez, almıyorum da zaten.
Sevgilerimle
Serdar Kuru
|