| Birlikte yasama iradesi ve demokrasi |
Pour réagir à cet article, cliquez ici
|
6 septembre 2005
|
Türkiye ; etnik koken ve din ayrimi gozetmeyen tum insanlarin gonullu
birlikteliginin ulkesidir. Bir millet olmak icin ayni etnik kimlige sahip
olmak gerekmez ; ortak tarih ve sosyo ekonomik entegrasyon, ulke ve
vatandaslik kavramlari etnik farklardan daha onemlidir.
“Eylemsizlik” karari aldigini aciklayan PKK, Turkiye’nin cesitli
bolgelerinde gerceklestirdigi provokasyon turu eylemleriyle, “Turk-Kurt”
catismasi cikarmaya cabaliyor. Ancak Turkiye, etnik kokeni ne olursa olsun
“bir arada yasamayi” basarmis bir ulkedir.
Turkiye’de Turkler ile Kurtler, su ve zeytinyagi gibi degil ; karismislardir.
Bu ‘karismislik’ duygusu, Turk ile Kurt’un ic ice gecmisligi ve yakinligi,
ulkemizde terorun doruga ciktigi, binlerce insanin hayatini kaybettigi
yillarin cok daha acili ve kanli hale gelmesini onledi. Terorle mucadelede
Turkler ile Kurtler arasinda toplumsal veya etnik bir catisma yasanmadi.
“Birlikte yasama iradesi”, Turkiye’de varligini hep surdurdu, bundan sonra
da surdurecektir.
“Kurtler, Turklere cok yakindir” diyen Kurt aydini Behlul Yavuz, yillar once
bakin neler soylemis ; “Iran’da Tahran’a giden bir Kurt, Kurt’tur. Yani
kendini yabanci hisseder. Cok fazla gitmez, gitmeyi de cani cekmez. Irakli
Kurt de oyledir. Bagdat’a gitmez ya da cok az gider. Gidince de Kurt’tur.
Cunku, yabancilik, dislanmislik hisseder. Kurt ile Acem arasinda, Kurt ile
Arap arasinda boyle bir duvar yukselir. Ama bu Turkiye’de emin ol farklidir.
Turkiye’de bir Kurt, Ankara’ya, Istanbul’a giderken yalniz Kurt degildir :
hem Kurt’tur, hem Turk’tur. Giderken, ayaklari geri geri gitmez. Hele
Ýstanbul’a, imkani varsa kosa kosa gider. Dislanmislik hissetmez. Yabancilik
duymaz. Turk ile Kurt karismistir. Iran’da, Irak’ta oyle degil. Azinliktir
Kurtler. Kurt olan, Kurt oldugu icin ornegin Disisleri Bakani olamaz.
Turkiye’de olur, kokeni Kurt’mus, degilmis diye bakilmaz. Turkiye’de Kurtler
toplum ve devlet duzenine cok daha fazla entegre olmus, dinleriyle,
kulturleriyle, hayat tarzlariyla birbirlerine karismislardir...
“Birlikte yasama iradesi”, Turkiye’de varligini hep surdurdu. Teror orgutu
PKK ile mucadele yillarinda, ustunde oturdugumuz barut ficisini infilak
ettirmek icin kivilcim cakanlar oldu, ama basariya ulasamadilar.
Sanatci Yilmaz Erdogan da, Milliyet Sanat Dergisi’nde (Ocak 2005) yayinlanan
bir roportajinda ; “Kurt kulturunden ne aldiysam, Turk kulturunden de o kadar
beslendim. Benim kimligimdeki etnik unsurlar, nereden gelmisse, basim gozum
ustune demis ve onun uzerine bir hayat kurmus birisiyim. Dolayisiyla
icimdeki Kurt ile Turk arasinda herhangi bir problem yok. Olmamistir da.
Aslinda, Turkiye’de de boyle bir problem yok. Kurtce uzun havadan da, Turkce
bozlaktan da derinden etkileniyorum” diyerek, “birlikte yasama iradesi”ne
guzel bir ornek veriyor.
Ziya Gokalp de, Turklerin ve Kurtlerin birbirine kolay donustugunu, ama
‘col’ karakterine ikisinin de yabanci olmasi yuzunden Ortadogu Araplariyla
kaynasamadiklarini anlatir. Iste Irak...
Graham Fuller, John Bulloc gibi Turkiye karsiti yazarlar bile, Kurtlerin
hicbir ulkede Turkiye’deki kadar entegre olmadigini, Kurtlerle Turklerin
buyuk olcude ic ice gectigini belirtiyorlar. Hele de 1950’de baslayip
1980’lerde hizlanan sehirlesme ve yatay sosyal hareketlilik Turk ve Kurtleri
temelli entegre etmistir. Turkiye gibi bir imparatorlugun cocuklarinin bu
kadar ic ice gectigi bir ulkede, ic sinirlar cizmek artik kesinlikle
imkansizdir.
Dolayisiyla Turkiye’de Kurt meselesini “ayri bir halk” meselesi degil, sirf
“demokrasi meselesi” olarak gormek gerekir. Kaldi ki, bir millet olmak icin
ayni etnik kimlige sahip olmak gerekmez ; ortak tarih ve sosyo ekonomik
entegrasyon, ulke ve vatandaslik kavramlari etnik farklardan daha onemlidir.
Ben kendimi Diyarbakir’da hic yabanci hissetmem. Ama, Taskent’te oyle mi ?
Turkiye Kurtleri de kendilerini Izmir’de, Istanbul’da yabanci hissetmezler.
Ama Dohuk’ta oyle mi ? Demek ki, etnisiteden daha onemli bir seyler var.
Barzani ve Talabani niye birlesemiyor ? Talabani’nin Kerkuk’u ele
gecirmesinden korkan Barzani Turkiye’den yardim istemedi mi ?
David McDowai “The Kurds” adli eserinde, Barzani’nin Kirmanc, Talabani’nin
Sorani oldugunu, bu iki lehcenin birbiriyle anlasamadigini, kavganin parti
kavgasi degil, iki ayri alt etnik kimligin kavgasi oldugunu anlatir.(sf.385
vd.)
Elbette “etnik kimlik” onemli, ama, ulke, vatandaslik, tarihi beraberlik,
sosyolojik entegrasyon, musterek kader gibi kavramlar daha onemli. Irak
Irak’tir, Turkiye de Turkiye !.. Elbette realist olarak Turkiye’nin yararina
olan 70 milyonun yararinadir.
Cok kulturlu bir ulke olan Turkiye hepimizin ulkesidir. Her turlu sovenist
ve siddet iceren yaklasimlara karsi cikan bir Kurt aydini olarak bir kere
daha altini cizmek istiyorum ; Turku, Kurdu, Cerkezi, Lazi, Rumu, Yahudisi,
Ermenisi, Asurisi, Suryanisi, hep birlikte, bu topraklarda baris ve
kardeslik icinde yasamayi coktan hak etmislerdir. Artik gunumuz AB surecinde
yol alma gunudur ; silahlara veda ederek, demokratiklesmeye gercek anlamda
sahip cikma gunudur. Turkiye’nin de, Turkiye’de yasayanlarin da tek dogrusu
budur. Kurtler, teror ve kan kokan karanlik dolu gunlere yeniden donmek
istemiyorlarsa, her turlu siddet ve demokrasi karsiti yaklasimlardan uzak
durarak, sosyal, siyasi, ekonomik ve kulturel anlamda mutluluk vaat eden AB
surecine yurekten destek vermeliler.
Bir toplumsal sorunu bahane ederek siddete basvurmak ya da siddet ortamini
mesru gostermeye calismak hicbir sekilde kabul edilmeyecek bir yaklasimdir.
Siddeti siddet, kani kan besler. Siddet siddete, kan kana benzer. Butun
sorunlar, anayasal devlet ve demokratik cumhuriyet icinde cozulecektir.
Serhat Ararat
Arastirmaci Yazar
serhatararat@hotmail.com
|