Pour réagir à cet article, cliquez ici
|
30 octobre 2006
|
Diyarbakır’da bir "büroda" 4 kişiydik.
SABAH-Diyarbakır bürosundan Mürsel Acay ve biz.
İki de "isimlerinin kesinlikle yazılmasını istemeyen" Kürt aydını.
Dediler ki :
*PKK olayının gerisinde uyuşturucu ticareti de var, uluslararası çıkar ilişkileri de.
*Terörden beslenenlerin sayısı az değil.
*Huzur gelirse korucular ne iş yapacak ?
*Silahlar konuştukça, itirafçının değeri artıyor.
****
İsimlerinizi neden gizliyorsunuz ?
İsmimizi yazar, resmimizi basarsanız bizi yaşatmazlar.
****
"Kürt aydınlar" konuşmaya devam ettiler :
*Kürtler’in de "Kızıl elması" vardı, "Turan’ı" vardı.
*Turan "Bağımsız ve Birleşik Kürdistan" dı.
*1985’ten itibaren gençler bu idealle dağa çıktılar.
*1980 ihtilalinde binlerce insan mağdur edilmiş, işkence görmüştü... İhtilalde acı çekenler, soluğu dağda aldılar.
****
Bugüne gelince...
Kürtler’in artık "bağımsız ve birleşik Kürdistan" diye bir idealleri yok.
Kürtler’in geldikleri nokta :
*Türkiye’nin üniter yapısına saygılıyız.
*Silahlar sussun.
****
2 Kürt aydın "gelinen noktayı" doğru buluyorlar.
"Öteki Kürt aydınların çoğunun da kendileri gibi düşündüklerini" söylüyorlar.
Sonra da...
"Dağa" bakarak...
Haritada "İmralı’yı göstererek" soruyorlar :
Öyleyse gençleri ne diye dağa çıkardın ?.. Ne diye binlerce insan öldü ?
Sormaya devam ediyorlar :
Bu işlerin gerisinde hangi dış güçler, hangi bilinmeyen çevreler, hangi karanlık ilişkiler var ?.. Kan kime, hangi çıkarları sağladı ?
****
Tabi i yine "aynı" rica :
Size güveniyoruz... Adımızı yazmayacaksınız... Yoksa bizi yaşatmazlar.
http://www.sabah.com.tr/2006/10/19/yaz27-50-106.html
|