| Açmayin kutuyu, söyletmeyin kötüleri |
Pour réagir à cet article, cliquez ici
|
12 février 2007
|
“AÇMAYIN KUTUYU SÖYLETMEYİN KÖTÜLERİ” (ALTEMUR KILIÇ)
12 Şubat 2007, Kaynak : Yeniçağ
19. Yüzyılda zamanın büyük devletlerinin, Osmanlıyı çökertmek ve mirasını paylaşmak için sahneye koyup oynadıkları “Büyük Oyun” şimdi, bu sefer petrolün artan önemiyle ve kendi içimizdeki hain ve gafillerin yardımıyla devam ediyor. Hrant Dink’in öldürülmesiyle, “Büyük Oyunun” post-modern perdesi ivme kazandı. Şimdi rejisörler Türkiye’yi dünya önünde suçlu ve ezik göstererek, “soy kırımını” kabul ettirecekler ve bunun arkasından hem Ermenilere “tazminat” hatta Kürtlere özerklik, hem de Kıbrıs konusunda “teslimiyet” gelecek, “çorap söküğü” başlamaya görsün ! Hele, gene bu fırsattan yararlanılarak, milliyetçiği suçlamak suretiyle, bu dayanma gücümüz de zayıflatılırsa !
“Hepimiz Ermeniyiz- hepimiz Hrantız” avazeleriyle, adeta “soykırımı” kabul edildi ve günah çıkartıldı. Siz, böylelikle, suçlamalardan kurtulacağımızı, aklanacağımızı mı sanırsınız ? Aksine “suçumuzu” kendimiz daha doğrusu, cenazede ellerindeki pankartlarla yürüyen “muhtelit” -toplama- “onbinlerce” kişi dünya önünde itiraf etti ya “işte Türkler böyledir” diye Türk düşmanlığı tahrik edilecek. Amerika’da ve dünyada “soykırım tasarıları” kolaylıkla geçecek ve itiraz etmek gücümüz kalmayacak ! Evet rejisörlerin yeni “oyun” senaryosu bu. Ancak, milliyetçi direniş bitti sanıyorlarsa, çok tehlikeli bir oyun oynuyorlar. Silahları muhakkak geri tepecek. Millet -gene- uyanıyor ve sadece Ermeni konusunda değil, birçok konuda “dur” diyecektir !
Dink’ten Etyen’e
Hrant Dink neredeyse ilahlaştırıldı bir “anıtkabiri” yapmak için teberru kampanyası başlatılacak ! Bir otomobil kazasında ölseydi acaba böyle mi olurdu ? Gene de ölüleri hayırla anmak lazım. Fakat Dink, ülkeyi hayatta olduğundan fazla karıştırıyor, bütün düşmanlıkların, kuyruk acılarının, “pandoranın kutusunun” kapağı açıldı sanki !
Hrant Dink hep “Ben bu topraktanım” demişti, şimdi de, bu toprakların altında yatıyor. Ama “Ben Türküm” dediğini hiç hatırlamıyorum. Belgesi olan beri gelsin !
Mahçupyan
Bir de Zaman gazetesinde yazan, Ermeni asıllı Etyen Mahçupyan da acaba, kıvırtmadan “Ben Türküm” der mi ? Ama Türkiye hakkında pervazsıca, ahkâm keser.
Hasan Pulur kardeşim yazısında ; “Vur, Etyen Mahcupyan, bir tokat daha vur ! Sizin ’Bu Cumhuriyet artık bir sıla özlemi’ başlıklı yazınız bir tokat gibi gelir bize ; hani” ilaç gibi geldi “derler ya, onun gibi...” diyor.
Mahçupyan bir yazısında CHP’yi eleştirirken, toplumdaki değişimi kendinize göre yorumlayıp “Cumhuriyet bu haliyle biter, tarihsel bir parantez kapanırken, Anadolu halkı yeniden cumhurlaşmanın sancıları içinde. Onun için CHP’ye fazla yüklenmemek lazım... O artık bir sıla özlemi !” demiş. Dink’in ölümünden sonra da, “Öteki, dediği Türklerin değişebileceğini söylemenin gerçekten zor olduğunu” belirtmiş.
Ama bu sözler Pulur’a ve bana, “biz ötekilere” -Türkler için hiç de sıla özlemi olmayan bazı şeyleri- Türk’ün, şimdi olduğu gibi “ateşle imtihan edildiği” günleri hatırlattı.
Hasan Pulur diyor ki ; “Onun için Etyen Mahçupyan, sen bize bir tokat daha vur ! Vur ki, ‘Bu Cumhuriyet’in bitmediğini, Cumhuriyet’in özlemli bir vaka olmadığını’anlayalım.” Ben de bunu gelecek yazımda anlatmaya çalışacağım.
|